Küreselleşme ve Finansal Kriz İlişkisi

08 Haz 2011 at 10:15 Yorum yapın

2.  Küreselleşme

Küreselleşme kavramını açıklamaya yönelik birçok tanım bulunuyor.  Küreselleşmeyi tanımlayanların dünya görüşleri, ideolojileri değiştikçe küreselleşmenin tanımı da değişiyor. Aşağıda bu tanımları inceleyeceğiz.

Küreselleşme; ekonomik, siyasi, sosyal ve kültürel alanlarda bazı ortak değerlerin yerel ve ulusal sınırları aşarak dünya çapında yayılması olarak tanımlanmaktadır.

Küreselleşme, yerel-evrensel spektrumunda her iki yöne doğru ilerleyen bir süreci tarif etmekte, statik bir yapıdan ziyade son derece dinamik ve değişken bir kavrama işaret etmektedir. Küreselleşme, her geçen gün dünyanın farklı alanlarını nüfuzu altına almaya devam etmekte ve bu sayede bünyesine kattığı yeni açılım ve devinimler ile mevcut yapısını sürekli bir biçimde uyarlamaktadır.[1]

Küreselleşme, sanayileşmenin başlangıcına kadar giden bir gelişmeyi ifade etmekte olup; bu bağlamda bir “durumu” değil bir süreci ifade etmektedir. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Örgütü)’ye göre küreselleşme, değişik ülkelerdeki piyasaların ve üretimin, ürün ve hizmet sunumlarıyla ve sermaye ve teknolojinin hareketliliği yoluyla sürekli birbirine bağımlı hale geldiği bir süreci anlatmaktadır.[2]

Küreselleşme kavramı, son birkaç yıldır geniş çapta ekonomi, ticaret, sosyoloji ve politika alanındaki ilim adamları tarafından kullanılmaktadır. Terimin aynı olmayan kullanımlarını ortak bir paydada toplamak istediğimizde büyüyen mal ve faktör piyasası entegrasyonu fikrine varırız ki; tam entegre olmuş bir piyasa uluslar arası ürünler, hizmet ve üretim faktörleri sermaye, işgücü ve teknoloji kullanımında engellerin olmaması şeklinde tarif edebiliriz. Böylece küreselleşme uluslararası arbitraj maliyetlerinin eşitlenmesi şeklinde tanımlanabilir.[3]

Küreselleşme ile ekonomisi, ideolojisi ve siyasal pratikleriyle giderek bütünleşen ve homojenleşen bir dünya oluşmakta ve bilgi teknolojisinin getirdiği fırsatlarla artık küreselleşen bir kültürden söz etmek mümkün olmaktadır.[4]

Küreselleşme ekonomi merkezli okunduğunda merkezin çevre üzerinde hegemonya kurduğu ve küreselleşmenin araçlarıyla çevreyi merkez lehine bütünleştirdiği yorumu kolayca yapılabilirken,  çağdaş kapitalizmin kültür ve ekonomiyi bir arada barındırdığı göz önüne alındığında ise ekonominin aynılaştırıcı etkisi ortadan kalkmakta ve yerel olanın ekonomiyi içselleştirirken dönüştürdüğü, merkezin aynılaştırıcılığını kırdığı görülmektedir[5]

Küreselleşmenin karşımıza çıkan iki alanı bulunmaktadır. İlk alan üretimin küreselleşmesidir. Üretimin küreselleşmesi sermayenin üretim alanı olarak dünyayı bir bütün olarak değerlendirmesi, küreselleşmiş üretim sisteminin parçalarını maliyet avantajı açısından optimum bölgelerde gerçekleştirmesidir. İkinci alan ise finansın ve de dolayısı ile ekonominin küreselleşmesidir.[6]

Ekonomik küreselleşme, özellikle 20. yy’ da GATT, WTO, IMF ve WB gibi uluslararası kuruluşların katkıları ile ekonomik liberalleşmeyi hızlandırarak tüm dünyada piyasa ekonomisinin kabul görmesini sağlamaya çalışmıştır. Oluşturulan bu piyasa ekonomisi ile ucuz işgücü ve hammadde kaynaklarına doğru sermaye ve teknoloji hareketlerinin hızlandığı görülmektedir.[7]

2.1. Küreselleşmenin Ekonomik Boyutları

Küreselleşme kavramıyla ifade edilen sürecin iki bileşeni bulunmaktadır. Bir tanesi sermaye birikimi süreci ile ilgilidir. Burada esas olan sermaye dolaşımının serbestleşmesi, hacminin artması, hızlanması, yaygınlaşması ve yeni yatırım araçlarının devreye girmesidir. Küreselleşmenin esas itici gücü budur ve son on yıl boyunca finansal piyasalar ufuklarını daha evvel hiç görülmemiş derecede genişletmişlerdir[8]

Barrie Axford’ a göre;  küreselleşme süreci finansal piyasalarla ilgili bir takım zorlukları da beraberinde getirmektedir. Öncelikle küresel finansal sistemdeki gelişmeler  ikili bir yapı ortaya çıkarmıştır; bir tarafta üretilmiş mal ve hizmetlerin ticaretinin yapıldığı reel ekonomi, diğer tarafta ise para tüccarları ile spekülatörlerin yer aldığı mali finans dünyası yer almaktadır .

Küreselleşme ile birlikte bütün dünyada finansal sektör, sanayinin; rantiyeler de yatırımcıların önüne geçmiştir. Gelir paylaşımında da sermayenin emeğe baskınlığı artmış ve kar payları yükselmiştir.[9] Bu durum uluslararası adalet ve eşitlik duygularını zedeler hale gelmiştir. Ayrıca reel ekonomiye katkısı olmayan ve sadece rant  gözleyen sermayenin kriz oluşturan türden bir gelişmeye yol açması da  mümkündür .

3.Finansal Krizler ve Nedenleri

3.1 Finansal Kriz Nedir?

Finansal sistem, ekonomideki fon arz ve talebini dengeleyen, fonları zaman, miktar, vade ve kisiler bakımından kullanılabilir duruma getirme fonksiyonunu gören bir sistemdir. Böylelikle fertlerin tasarrufları yatırımlara kanalize edilmektedir. Bu sistemi oluşturan kuruluşları ise bankalar ve banka olmayan mali aracı kuruluşlar olarak sınıflandırmak mümkündür.  [10]

Finansal sistem, ekonomideki fon arz ve talebini dengeleyen, fonları zaman, miktar, vade ve kişiler bakımından kullanılabilir duruma getirme fonksiyonunu gören bir sistemdir. Böylelikle fertlerin tasarrufları yatırımlara kanalize edilmektedir. Bu sistemi oluşturan kuruluşları ise bankalar ve banka olmayan mali aracı kuruluşlar olarak sınıflandırmak mümkündür.  [11]

Finansal krizler; döviz ve hisse senedi piyasaları gibi finans piyasalarındaki şiddetli  fiyat dalgalanmaları veya bankacılık sisteminde geri dönmeyen kredilerin aşırı şekilde artması sonucunda yaşanan ciddi ekonomik sorunlar olarak da tanımlanabilir.[12]

Kriz; herhangi bir mal, hizmet, faktör veya döviz piyasasındaki fiyat veya miktarlarda kabul edilebilir bir değişme sınırının dışında gerçeklesen dalgalanmalardır. Krizler, finansal yatırımcıların ülke koşullarının riskli hale geldiği konusundaki beklentilerine bağlı olarak, giriştikleri spekülatif ataklar sonucu başlar ve bu atakların yoğunluğu nispetinde şiddet kazanır.

3.2. Finansal  Krizin  Nedenleri

Finansal krizlerin bir çok  nedeni  bulunmaktadır. Bunlar aşırı borçlanma, uluslararası  sermaye  hareketleri, döviz  kuru  politikaları gibi bir çok nedeni bulunmaktadır. Biz bu nedenleri aşağıda  kısaca  inceleyeceğiz.

3.2.1. Aşırı Borçlanma

Gelişmekte olan ülkelerde uygulanan kamu harcamalarına dayalı genişletici maliye politikaları finansal krizin en önemli nedenlerinden birisidir. Kamu kesimi borçlanma gereğinde ortaya çıkan aşırılık ülkelerde yatırım yapan kişi ve kurumlar için geleceğe yönelik belirsizlik riskini artırmaktadır.

Son dönemde bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere yaşanan krizler, etkin ve sağlıklı çalışan bir borç yönetiminin önemini ortaya çıkarmış ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin finansal krizlere olan yatkınlıkları nedeniyle kendileri için etkin borç yönetim politikaları oluşturmalarını zorunlu hale getirmiştir. Borç yönetim politikaları her ne kadar krizlerin ana nedeni olmasa da, borç portföyünün vade yapısı, faiz oranı ve para cinsi kompozisyonun yanısıra, devletin verdiği doğrudan ve dolaylı garantiler de krizlerin derinleşmesinde önemli roller oynamaktadır.[13]

                 Etkin borç yönetimi olmak koşuluyla borçlanmanın kriz dönemlerinde etkili bir politika aracı olduğu kabul edilmektedir. Borç yönetimi, dünyanın pek çok ülkesinde belirli kriz (enflasyon ve deflasyon ) dönemlerinde iyi bir kriz önleme aracı olmuştur. Ne var ki, günümüzde borçlanmanın krizi önlemedeki olumlu etkilerinden daha çok onun krizi tetikleyen yönü üzerinde durulmaktadır. Örneğin, Latin Amerika, Güney Asya ve Rusya krizleri neticesinde ülkelerin borç stokları artmış ve dolayısıyla borçlanma sadece bu borçların çevrilebilmesi için gündeme getirilmiştir.[14] Şimdi ise Yunanistan ve AB ülkeleri  borç/ gsmh oranları birlik tarafından belirlenen kriterlerin çok üzerindedir.

3.2.2 Uluslararası Sermaye Hareketleri

Finansal küreselleşmenin hızlanması ve özellikle 1990’lı yıllardan sonra uluslar arası sermayenin dünya ölçeğinde serbestçe dolaşma imkanını bulması nedeniyle, dünyada ekonomik krizlerin arttığı gözlenmektedir. Dolayısıyla, uluslararası sermaye hareketlerinin artmasıyla ekonomik krizler arasında çok yakın bir koreleasyon bulunmaktadır.[15]

            Sermaye hareketleri doğrudan yatırım ve portföy yatırımı olmak üzere iki ana bölümde incelenmektedir. Doğrudan yabancı yatırım, sabit sermaye yatırımı adı altında, sermayenin kaynak ülkeden yatırıma ev sahipliği yapacak ülkedeki şirket hisselerinin uluslararası yatırımcılar tarafından en az % 10’unun alınması şeklinde kendini gösterir.Sabit sermaye yatırımlarına ek olarak doğrudan yatırımın ülkelere girişi; şirket birleşmesi ya da devri, özelleştirme uygulamaları, ortak girişim, stratejik ortaklık ya da devam eden faaliyetlerin genişletilmesi ile de mümkündür.

Doğrudan yabancı yatırımların dışında ortaya çıkan ve tahvil ya da hisse senedine doğrudan yatırım şeklinde gerçekleşmeyen, mobilitesi oldukça yüksek olan yatırımlar ise portföy yatırımı içine girer ve uluslar arası hukuk ve ilgili ülke hukuku çerçevesinde örgütlenmiş piyasalarda işlem görürler. Bununla birlikte, IMF, opsiyonlar gibi türev ürünleri dolaylı yatırımlar grubuna dahil etmektedir.[16]

Finansal krizlere neden olan, sermaye hareketlerinin ikinci grubunda yer alan portföy yatırımlarıdır. Sıcak para olarak da adlandırılan bu sermaye hareketleri girmiş olduğu ülkenin refahını başlangıçta artırmaktadır. Ne var ki; daha sonra ülke ekonomisinin kırılganlığına paralel olarak ani çıkışlar yaparak, ülkenin çok daha kötü bir duruma sürüklenmesine neden olmaktadır.

Finansal krizle karşı karşıya kalan ülkelere bakıldığında kriz öncesi dönemde bu ülkelerde ithalat patlaması yaşandığı ve dış açıkların büyüdüğü görülmektedir. Kısa vadeli sermaye hareketlerine ihtiyaç duyan bu tür ülkelerde, Cari işlemler açığının milli gelir içindeki payının % 4′ü aşması risk olarak ifade edilmektedir. Meksika, Asya ve Türkiye krizlerinde de bu oran % 4′ün üzerine çıktığı görülmüştür.[17]

Krizle bağlantılı olan bütün ülkelerin ortak özelliği, ödemeler bilançosu cari işlemler dengesi açıklarının yanında, bu açıkları aşan miktarda yabancı sermayenin söz konusu ekonomilere yönelmiş olmasıdır. İşin ilginç yanı genel itibari ile bu ülkelerin gelişmekte olan ülkeler grubunda yer alması ve ülkelere giren yatırım portföyü içerisinde kısa vadeli sermaye hareketlerinin hızla yükselmesidir.

3.2.3 Döviz Kuru Politikaları

Döviz kurlarında ortaya çıkabilecek istikrarsızlıklarla krizler arasında yakın bir ilişki söz konusudur. Döviz kurunun belli bir çapaya bağlanarak sabitlenmesi ya da reel değerinin altında baskıda tutulması, finansal sektörü krizlere karşı daha kırılgan hale getirmektedir.[18] Krizin  meydana gelmesi için mutlaka yurtiçi (para, maliye) politikalarla, dış ekonomik ilişkilere ilişkin (döviz kuru) politikalar arasında tutarsızlıklar olmalıdır.

4 Küreselleşme ve Finansal Kriz İlişkisi

4.1. Dünya da Finansal Kaynaklı Küresel Krizler

Finansal krizler aslında yabancı sermaye akısında aniden meydana gelen kesilmelerden kaynaklanmaktadır. Gelişmekte olan ülkelere gelen sermaye belli bir süre sonra hızla yaptığı yatırımları likite çevirerek geri dönmeye çalışmakta ve bu da ülkelerde yabancı sermayenin girmesiyle şişmiş olan döviz kurlarından tahvil fiyatlarına ve hisse senedi fiyatlarına kadar çeşitli finansal yatırım araçlarının fiyatlarının hızla düşmesine neden olmaktadır. Yabancı sermayenin geri çekilmesi bazı bölgelerde özellikle anlamlı olmakla birlikte gelişmekte olan ülkelerin çoğunu olumsuz etkilemektedir.[19]

Finansal krizler sadece üretim dinamiğini bir süreliğine sekteye uğratarak gelişmekte ülkelere zarar vermemektedir. Aynı zamanda yabancı sermayenin de sermayesinin bir kısmını ya da  hepsini kaybetmesine neden olabilmektedir.[20]

Finansal krizler denilince ilk akla gelen ülkeler gelişmekte olan ülkeler olmaktadır. Bunun baslıca sebebi gelişmişlik düzeyi yetersiz olmakla beraber gelişme yönünde oldukça iştahlı olan bu ülkelerin riskli bir büyüme modeli benimsemeleri ve krize daha açık bir konuma gelmeleridir. Aşağıda bu kategoride sayılabilecek ülkelerin zaman içerisinde yaşadıkları finansal krizlere yer verilmiştir.

Rusya Krizi : Kriz öncesi 1996 ile 1997 yılları arasındaki dönemde Rusya’da finans ve kredi faaliyetlerindeki yabancı yatırım miktarı yaklaşık %229 oranında artmıştır. Bu dönemlerde Rusya’da bankalara düşük faizlerle (libor artı 1 veya 2) kolayca para akıtılmış, bankalar da iç piyasada oldukça yüksek (%60 gibi) faizlerle bu paraları plase etmişlerdir. Ancak gerek dünya petrol fiyatlarındaki düşme (%50 gibi) ve gerekse Rusya’nın dış gelirlerinin %40’ını sağlayan enerji hammaddeleri sebebiyle uğranılan 10 milyar dolarlık kayıp, piyasaya verilen kredilerin geri dönüşlerinde problemler meydana getirmiş, kriz başlamıştır. [21]

Meksika Krizi: Latin Amerika ülkelerinden Meksika, Aralık/1994 tarihinde para biriminde ortaya çıkan büyük çöküş ile sarsılmış, kriz konusundaki bekleyişlerin artması üzerine 20 Aralık 1994 tarihinde ulusal para birimi pesoyu devalüe etmek zorunda kalarak finansal bir krizle karşılaşmıştır.

Asya ülkelerinin kriz öncesi dönemi incelendiğinde, ciddi sayılabilecek Makro ekonomik dengesizliklerin olmadığını görülür. Gerçi bazı göstergeler (özel sektöre açılan kredilerdeki hızlı artış ve buna paralel olarak özel sektörün bankalara olan borçlarının artması, reel anlamda ulusal para birimlerinin aşırı değerlenmesi, cari işlemler açığının yükselmesi ve benzeri) ekonomik gidisin yön değiştirmesi gerektiğini düşündürüyorsa da, bu göstergeler önemli bir krizi önceden kestirmek için yeterli değillerdi.  Uluslar arası sermaye transferlerinden kaynaklı bir  krizdir. İlk zamanlar yoğun  bir şekilde fon transferinde bulunulurken , fon transferi azalınca güneydoğu Asya’ dan başlayan kriz dünyanın bir çok ülkesini etkilemiştir.

5.SONUÇ

     Günümüzde küreselleşmenin hız kazandığı bir süreç başlamıştır. Bu sayede uluslararası sermaye hareketleri geçmişe nazaran artış göstermiştir. Uluslar arası para ticareti, uluslararası mal ticaretinin önüne geçmiştir. İnternet ve teknoloji kullanımının yaygınlaşması da bu süreci daha da hızlandırmıştır.

Uluslar arası sermaye kısa vadeli karlara tercih etmektedirler. Uluslar arası sermayenin mali piyasalara anlık giriş çıkışları finansal piyasaları alt üst etmiş ve küresel krizlere sebep olmuştur. Tobin vergisi kısa vadeli fon giriş çıkışlarına önlem olarak düşünülmüştür. Spekülasyonlar ve spekülatif hareketler zaman zaman dünya ekonomisini de zor durumda bırakmıştır.

Finansal kriz endişesi finansal kırılganlığın olmadığı bir finansal piyasa oluşturulması düşüncesini de ortaya çıkarmıştır; fakat anlık sermaye hareketlerinin yasaklanamaması ve engellenmesinin imkansız olması bu düşünceyi imkansız kılmıştır. Küresel hareketin engellenmesi küreselleşmeye tezat olsa da paradan para kazanan günümüz sistemi krizlerle sarsılmaya mahkumdur.

 


[1] Fırat Bayar,  Küreselleşme Kavramı ve Küreselleşme Sürecinde Türkiye, http://www.mfa.gov.tr/data/Kutuphane/yayinlar/EkonomikSorunlarDergisi/sayi32/firatbayar.pdf,   ( 05.06.2011)

[2]  Nazan Baykal, Küreselleşmenin Tanımı,  http://www.makaleler.com/universite-makaleleri/kuresellesmenin-tanimi.htm ( 04.06.2011)

[3] Nusret Ekin, ’Küreselleşme ve Gümrük Birliği, İstanbul Ticaret Odası, İstanbul, Şubat, 1999, s.47

[4] Meryem Koray, ‘Küreselleşme İlerlerken Gerileyenler: Ekonomi Karşısında Sosyal, Sermaye

Karşısında Emek, Piyasa Karşısında Siyaset’, İktisat Dergisi, Sayı:369, Temmuz,1997,s.17

[5] [5] Ali  Balcı, “Roland Robertson,Küreselleşme ve Kültür , http://www.uli.sakarya.edu.tr/ali/robertson.pdf  ( 9 Nisan 2011)

[6]  Yaprak Sevil COŞKUN, “KÜRESEL MALİ KRİZİN BANKACILIK SEKTÖRÜNE ETKİLERİ VE TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN VERİ ZARFLAMA ANALİZİ İLE BİLANÇOYA DAYALI MALİ ETKİNLİK ANALİZİ”  http://www.tcmb.gov.tr/yeni/iletisimgm/sevil_coskun-zeynep_balatan.pdf ( 9 Nisan 2011) s.7

[7]  http://www.genbilim.com/content/view/1410/89/, ( 10 Nisan 2011)

[8]Alan Freeman (1998), “Dünyanın Sonunun Sonu mu?”, Çev:Sungur Savran, İktisat Dergisi, Sayı:385, (Aralık), s.54-65.

[9]  Harun Bal, “Güneydoğu Asya Ülkeleri, Dış Borç Krizi ve Gelişmekte Olan Ülkeler”, Ekonomi Başak Dergisi, 1998, Yıl:22, Sayı:101, (Eylül/Ekim), s.98-105.

[10] Muhammet Akdiş, Global finansal sistem ve finansal krizler ve Türkiye. İstanbul, Beta yayınevi, s.5

[11] Muhammet Akdiş, Global finansal sistem ve finansal krizler ve Türkiye.,İstanbul, Beta yayınevi, s.5

[12] Dina Yıldırtan, Finansal Krizler, Erken Uyarı Sistemleri, Nobel Kitap Yayınevi, İstanbul ,s,51

[13]  Gürkan Ateş, “ Borç Yönetim Ofisi ve Türkiye Uygulaması Üzerine B.ir Çalışma”,

Hazine Müsteşarlığı Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğü, http://www.hazine.gov.tr/irj/go/km/docs/documents/Hazine%20Web/Arastirma%20Yayin/Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%20%20Uzmanl%C4%B1k%20Tezleri/Ara%C5%9Ft%C4%B1rma%20%C4%B0nceleme%20Dizisi/31%20%20Bor%C3%A7%20Y%C3%B6netim%20Ofisi%20ve%20T%C3%BCrkiye%20Uygulamas%C4%B1%20%C3%9Czerine%20Bir%20%C3%87al%C4%B1%C5%9Fma.pdf ,  s34

[14]  Bülent Erdoğan, ‘ Gelişmekte Olan Ülkelerde Finansal Krizler Modeller’http://kutuphane.ksu.edu.tr/e-tez/sbe/T00526/Bulent_Erdogan_TEZ.pdf,  s.16( 6.6.2011)

[15]  Ayça Şimşek, “Finansal Küreselleşmenin Ekonomik Krizler Üzerindeki Etkileri ve Örnek Kriz Ekonomileri”, Finans-Politik&Ekonomik Yorumlar Dergisi,2004 ss.63-73.

[16]  Müge İşler, Zeynep Aktaş, “IMKB’de Yabancı Portföy Yatırımlarındaki Hareketler

(1997-2005 Dönemi)”, 1-3, http://www.econturk.org/Turkiyeekonomisi/muge1.doc   (14.05.2011)

[17] Erdoğan,s16

[18]  Koray Duman, “Finansal Krizlerin Nedenleri, Etkileri ve Bankacılık Sektörüne Yansımaları”, Finans-Politik& Ekonomik Yorumlar Dergisi,2002,x, ss.38-50.

[19] Saruhan Özel, Global Finansal Krizler,1.basım, İstanbul, Deniz Kültür Yayınları, 2005, s.18

[20] Özel, s18

[21] İlhan  Uludağ ,“1990 Sonrası 2. Krizi Yaşayan Rusya-1”, İ.T.O. Gazetesi, 16.07.10, s.4.

About these ads

Entry filed under: Genel. Tags: .

Küresel Mali Krizin Nedenleri Transfer Fiyatlandırması ve Vergi Cennetleri

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logo

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ photo

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Trackback this post  |  Subscribe to the comments via RSS Feed


Sayfalar


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: